4 Haziran 2013 Salı

İllegal Örgütler, marjinal gruplar..!

Lafı uzatmaya gerek yok. Cuma gündüzden beri meydandayız. Aslında illegal olmayan ama yıllardır illegal olduğu gerekçesiyle çokça dayak yemiş, gaz yemiş, işkenceden geçmiş o kitlelerin yıllardır sürdürdüğü eylemlerin deneyimi olmasaydı kimse meydanda olamayacaktı. Meydanda rahat rahat dolaşılmasını sağlayan şey, gelmek üzere olan kolluk kuvvetlerini durduran  sözde illegal örgütler ve marjinal gruplardır. Meydanda halay çekip, bira içilebildiyse ve esen rüzgarın marifetiyle ağız burun yansa da orada olunabilmesinin aktörü, 100 metre aşağıda meydana dumanı gelen gazı ağzının ortasına yemeyi göze alan ve bu durum kendisi için zaten yeni olmayan sözde illegal örgütlerdir.

Bu işte ve aslında bu güne kadar olan pek çok olayda nitelendirilenlerin illegal örgüt olmadığının anlaşılmış olması gerek. Yıllardır insani gerekçelerle eylemliliği olan, örgütlenmiş ama örgütü resmi olarak, resmi ideolojiye uymadığı için kabul edilmemiş olan ve sanki illegal örgütmüş gibi kamuoyuna sunulan örgütlü insan topluluklarıdır söz konusu olan. Ve bu günü sağlayan şey bu insanların bu tip olaylardaki olağan dışı tecrübeleridir. Yollara barikat kurarak savunma yapan, gaz bombasından nasıl korunulacağını ve gaz kapsülü taşıyan ambulansların bile olabileceğini anlatan, resmi ideolojinin gazına şiddetine; bedenini, hayatını siper etmiş bu insanlara minnet ve teşekkür borçlu olunsa gerek. Sonsuz teşekkürler. Deneyiminiz olmasaydı, bugün ne ulusalcısı, ne 2. cumhuriyetçisi ne de bir başka biri sesini duyuramayacaktı. Zaten legalliğinizi bir kez de halkın gözünde legal hale getiren bu oldu ve olsun istiyoruz. Sağ olunuz.

14 yorum:

  1. Terör örgütü savunuculuğu yapma! Kimsin sen ya...birak marjinal grup ve terör örgütlerini savunma...polis öldüren pislikler onlar..yalancı ve vatan sever gibi görünen vatan haini hepsi...atatürk çocuğu bu insanlardan nefret duyar...bu alçak insanlar bölücüdür...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. terör örgütü savunuculuğunu hangi cümleden çıkardınız? ben de yukarıdaki yazıyı okudum ancak böyle bir sonuca varamadım.

      acaba bu iki paragraf hönkürmek ihtiyacınıza denk gelmiş olabilir mi?

      nutuk başta olmak üzere atatürk'e ait tüm metinleri en az 3'er kez okudum. bu metinlerin hiç birinde "terör örgütü" ve "marjinal grup" kavramları geçmiyordu. siz "atatürk" lakaplı marjinal bir köşe yazarıyla karıştırıyor olmayın!

      Sil
  2. Ben çapulcuyum. Herhangi bir örgüt savunuculuğu da yapmıyorum. Hiçbir örgütle herhangi bir bağım da yok. Günlerdir oradayız. Olanları görüyoruz. Bir derdini anlatmak için okulunun önünde basın açıklaması yapmak isteyen gençlere zamanında nasıl davranıldıysa, parktaki meydandaki insanlara da aynı şekilde davranılıyormuş bunu anladık. Ve anladık ki, boyalı medya bunları bize göstermiyormuş. İşte o tecrübeye sahip insanlar, gazıydı, copuydu, bunları nasıl savuşturacağını bildiklerinden, bunu bilmeyenlere, benim gibi ilk defa yaşayanlara göstermiş oldu. Bu durumu sizlerin de anlaması gerekiyor. Atatürk çocuğu bu insanlardan nefret duymuyor ayrıca. Mustafa Kemal'in askerleri de onlarla beraber meydanda parkta kaç gündür. Hiç de itiraz edip söylediğiniz gibi bir durum yok ortada. Herhangi bir taşkınlığa yeltenenlere de kimse müsaade etmiyor. Siz bu insanlara vatan haini diyorsanız gerçekten diyebileceğim bir şey kalmıyor. Parkta ve meydandayken durum sizin söylediğiniz gibi görünmüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) diyorlar ki: "açıkçası bu iş çarşı grubunun 'sosyal direniş grubu' kimliği kazanmasıyla bitmiştir... bilindiği üzere, spor gruplarının böyle siyaseti tırtıklaması en son fütüvvet falan namı altında onikinci yüzyılda olmuş, sonuçları da yine bilindiği üzere hiç hayırlı olmamıştır." bu konuda ne düşünürsünüz?

      2) redhack grubu'nu hangi bağlamda ele aldığınızı merak ettim. halayımızda ve yudumladığımız birada onların da katkısı olmuş mudur?

      Sil
    2. Bunların terör örgütüne destek veren insanlar olduğunu biliyoruz..amacinizi kullanmaya çalıştıklarını suan goremeyebilirsiniz ancak polis ve asker katilleri ile bir olmak nasıl savunulabilir? Bugün yanında olan insanlar öbür gün çıkarlarıniz uyusmadiginda karşında ve bölücü birer güç olarak ortaya çıkacaktır..Atatürk gençliği vatanseverdir ve eli kanlı insanlarla birlik olmaz...oyuna gelmeyiniz ve amaclarinizi kullanmakta olanlari aranıza almayiniz yoksa kaybeden sizler olursunuz..bu grupların amacı suanki ortamdan yararlanmaktir..amaçları komünist yapıyı getirmektir yani Atatürkçü halk bunlarla aynı görüşte olamaz...saygılar

      Sil
  3. emel hanım, sorularım yazının sahibi "Elev Theron"a sorulmuştur.

    YanıtlaSil
  4. Adsız 11 Haziran 2013 04:11:00 tarafından yöneltilen sorulara cevap veremeyeceğim çünkü 12. yüzyıldaki olayı bilmiyorum, redhack'i de medyaya yansıdığı kadarıyla ismen biliyorum. Ama araştırıp bakabilirim. Veya siz bir şeyler iletmek isterseniz burada yayınlarız.

    Emel Hanım, gruplar içinde provokasyon yapabilecek insanların olmadığını söylemek abesle iştigal olur. Bu durumda tarihe bakılınca yeni bir olgu değil zaten. Ben yazımda bunu savunmadım. Hatta en başta bu tip insanların yapacaklarının önüne geçilmek için çok çabalandı. İlk başta coplanan gazlanan insanların arasında bunlar yoktular. Ama hemen sonrasından başlayarak herkes kendi siyasetini legal kabul edilsin edilmesin sürdürme amacı güttü, bu da ortada zaten. Bunu da burada yazar olan bazı arkadaşlarla bu iş nereye gidiyor kendi aramızda endişeyle konuştuk. Onlar belki de başka bir iletişim biçimini bilmiyorlardır, bilemiyorum. Ama şu önemli: biz burada saldırgan bir tutum sergilemiyoruz. Sizler küfür etmeden, saldırmadan bir şeyler yazıyorsanız aynen onaylıyoruz. Karşı görüşte olmamız burada veya bir başka mecrada iletişemeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

    Diğer yazar arkadaşların sözcüsü değilim. Ancak bildiğim kadarıyla burada yazanların tümü top yekün, tümüyle yok sayan değerlendirmelere karşıdır diye biliyorum. En azından ben kendimi öyle tanımlıyorum. Bir şeyin tümüyle doğru veya yanlış olamayacağına kendi dar çevrem içinde ömrümü adadım desem yalan olmaz. Bu nedenle durumun ne siyasi irade tarafından (bu arada siyasi irade sadece iktidar değildir, mecliste yer alan tüm partilerdir bana göre) ne de siyaset içi-dışı kişi ve kurumlar tarafından kullanılmaması gerekir diye düşünüyorum. Ayrım gözetmek ve başta olanları (ki bazı yasal otoriteler de, misal Başbakan Yardımcısı veya Vali gibi, aynı kanıdalar) sonradan olanlarla ve bundan sonra olabileceklerle karıştırmamak gerekir diyorum.

    "Sen kimsin ya" demiştiniz. Ben bir toplumbilimciyim. Bir doktorun bir salgın hastalığa sizden ve benden farklı bir algı ve ilgi göstereceği konusunda herhalde tartışmayız. Bu olaylar yani yaşanan toplumsal patlama benim için olgusal düzeyde budur. Dışında yer alarak bir değerlendirme yapamam. Her taraftan dezenformasyon yapılıyorken, içinde doğrusu da yanlışı da barındıran bilgilerle yetinemem. İçinde olmak görmek ve anlamaya çalışmak mecburiyetindeyim. Ama bu süreçte gazlanmak ve coplanmak da istemiyorum. Basının işi kolay, basın kartı takıyor, elinde mikrofonu kamerası kimse dokunmuyor. Ben ne yapmalıyım? Alnıma toplumbilimciyim dövmesi mi yaptırayım?

    YanıtlaSil
  5. elev theron! bilmediğin bir konuda "bir şey" beyan etmediğin için teşekkür ederim:)

    siz yine şanslısınız; dövme yaptırır, "alnınızın akı"yla içinden çıkabilirsiniz. ya biz felsefeciler! her durumda "abi adam kıçından uydurmuş" cümlesini işitip duruyoruz. kıçımıza dövme yaptırmak kolay da kıçımızın akıyla işin içinden çıkmak için sürekli açık tutmak gerekecek. ee o da sağlıklı değil!

    bir talepte bulunmuştum, hala cevap alamadım. kendime bir isim seçerek nasıl kaydolacağım? bu "adsız", insanı yerinden-yurdundan uzaklaştırıyor gibi!

    en iyisi, kimsenin tenezzül etmediği başka başlıklada görüşmek.

    sevgiler, saygılar
    keskin sirke

    YanıtlaSil
  6. Anlatmak istediğinizi düzgün ifade ettiginiz de sorun kalmaz.toplum bilimci iseniz daha net olmalısınız ve beni hemen karsi görüştensiniz diye yaftalamaniz akıl sir erdirilecek bir şey değil...hatta komik.ben taraf belirtmedim ve ne tarafta olduğum sizi ilgilendirecek konu değil ancak orada bulunan bir illegal örgüt bomba patlatsa gene onlari mi savunacaksiniz?benim karşı olduğum nokta polis ile kasıtlı çatışmaya girme amacında olan insanlardır..yakıp yikan grupları yazınızda savunmanız beni endişelendirdi açıkçası...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ne demek istediğimi açıkça anlattım. Hiçbir şiddetin yanında değilim. Ancak kafasına gelecek gazı ve copu önlemek üzere önüne kendini koruyacak bir şeyler koymayı asıl siz nasıl bomba patlatmakla aynı yere koyuyorsunuz o anlaşılmış değil. Benim teşekkürüm bunadır. Aynı fikirde olmadığımızı anlamak için yazdıklarınız yetiyor. Ama bu benim size sinirlenmemi gerektirmiyor. Sizin de sinirlenmemenizi rica ederim. Yazıklarınız halen gergin duruyor. Kasıtlı çatışmaya hayır dediğimi iyice ifade ettim. Başka söyleyecek bir lafım yok bu konuda.

      Sil
  7. Başbakan'ın sözünü ettiği gelin Gayri ihtiyari Meclis'in protokol kapısına doğru yürüdüm. Başbakan Erdoğan henüz geliyordu ve kalabalık bir karşılama vardı.Ayaklarımı oraya sevk eden duyguyu çok iyi biliyorum.Hem karşılama kalabalıktı, hem de AK Parti grubunun havası farklıydı.Başbakan'ın mesajlarına gelince.Sizi bilmem ama ben orada bir cümleyle ilgiliydim.Bir haftadır kalbimi sıkıştıran bir cümle o.Bu da yapılır mı diye isyan edip, sonra isyanımı kalbime gömdüğüm bir hadise o.İçinden geçtiğimiz nazik dönemde, yeni yaralar açmaması için yazamadığım haber.Aslında o bir haber ya da hadise değil.O benim yüreğimdeki sızım, acım, derdim?Başbakan'ın grup konuşmasında, 'Çok önemli bir yakınımın gelinini yerlerde sürüklediler' cümlesi vardı.Bu sanki geçmişte yaşanmış gibi algılandı.Ama olay yeni.1 Haziran Cumartesi günü İstanbul'da yaşandı.İstanbul'da büyük bir ilçe belediye başkanının gelini.Z.D.1 Haziran Cumartesi sabahı arkadaşlarıyla Adalar'a gidiyor. Yanında 6 aylık bebeği var.Akşam vapuruyla Adalar'dan döndükten sonra, Kabataş İskelesi'nden kocasını arıyor.Eşi, Kabataş İskelesi'nin karşısına geçip beklemesini, almaya geldiğini söylüyor.Kabataş İskelesi'nin karşısına geçerken bir grup eylemciyi görüyor.Bunların Gezi eylemcileri olduğunu fark ediyor, hatta çevre ve ağaç eylemi yaptıkları için de en ufak bir rahatsızlık hissetmiyor.Ama ne oluyorsa o sırada oluyor.Grubun içinden birkaç kadın, 'Tayyip'in?' diyerek önce sataşmaya daha sonra saldırmaya başlıyorlar.'Ne geldiyse bundan geldi' diyerek başörtüsünü çekiyorlar, genç anneyi tekmeleye başlıyorlar. Bu sırada grubun içinden bazı erkekler de vurmaya başlıyor.Olay yerindeki bir adam müdahale edip, genç anneyi kurtarmaya çalışıyor. Onu da dövüyorlar. Bebek arabasını parçalıyorlar, genç anneyi tekmeliyorlar.Bu arada, 'Bu sefer devrim yapıyoruz, sen de gideceksin Tayyip de gidecek' diye bağıranlar, 'Tayyip'i asacağız' diye öfke nöbetine tutulanlar var.Durun daha bitmedi.İğrenç olanı daha sonra sergileniyor?Kimse şuraya buraya çekmeye çalışmasın.Bu olay yargıya intikal etti.Vücudu mosmor?Z.D. hastaneden rapor aldı.Panik atak geçiren genç anne, haberleri izleyemiyor, evden dışarı çıkamıyor.Olayların ortasında kalan ve ayağı tırmık izleri taşıyan bebek ise o günden itibaren sütten kesildi.Gazeteci arkadaşım Elif Çakır kendisiyle konuştu.Elif Çakır, o gün Habertürk televizyonunda bir programa katılacaktı.Bırakın programa katılmayı, sabaha kadar ağladı.Evet biz başkalarının hayat tarzına müdahale edilmesin diyoruz.Başka hayat tarzlarına saygılıyız.Ama birileri de bizim hayat tarzımıza saygı göstersin.Benim büyük kızım Büşra'nın başı kapalı.İkinci kızım Kübra'nın ise başı açık.Ben hangi evladımı tercih edebilirim.Türkiye'yi de, insanların hayat tarzını da böyle görüyorum.Birileri diyor ki, AK Parti niye miting yapıyor.Ortamın gerilmemesi için Tayyip Bey hafta sonu miting yapmasın diyenler var.Bu doğru bir yaklaşım değil.Tayyip Erdoğan'ı devirmek için sokakları harekete geçirenlere karşı milli irade rejime ağırlığını koyuyor.Seçtiği başbakanına sahip çıkıyor.Demokrasiyi rayından çıkarıp, iradeyi milletin ve seçilmişlerin elinden alıp, sokağın emrine vermek isteyenlere karşı DUR diyor.Rejime sokak ayarı vermek isteyenlere karşı, demokrasi ayarı yapıyor.İstanbul'da Kabataş İskelesi'nde başörtülü olduğu için tekmelenen Z.D.'nin başına gelenler yaşanmasın diye kendi hukukunu koruyor.O nedenle AK Parti'nin Ankara ve İstanbul mitinglerine katılmak bir siyasi faaliyete destek vermek değil.Milli iradenin, 'Son söz sahibi benim' demesi.Başörtüsüne uzanan ellere karşı demokratik yoldan tepkisini ortaya koyması.Ve milletin kendi hukukuna sahip çıkması demek? ABDULKADİR SELVİ

    YanıtlaSil
  8. Sizin istisnasız topunuzun özgürlükten anladığı bu!Bu milleti ve milletin değerlerini yok saymayı çağdaşlık modernlik aydınlık olarak algılamak o çok böbürlendiğiniz zekanızın neticesi! Benimde başım açık ben de canım istediğinde gittim içtim adabınca benim de ilişkilerim oldu. Bunların hiçbirini sizin içinde bulunduğunuz algı ile yapmadım kendimi çok kültürlü aydın modern zannetmedim yapıyorum diye, ben sadece canım istediği için yaptım, yapmayanı aşağılamadım yok saymadım. Bilmem anlatabildim mi? Yurtsever Vatandaş

    YanıtlaSil
  9. Bir süredir sessizce günlüğünüzü takip ediyorum ve yazılarınızın altındaki yorumlara da dikkat ediyorum. Bazı yazılarınıza külliyen karşıyım bazılarını da anlamadım, anlamaya çalışıyorum, muhtemelen bir itiraz geliştireceğim yakında...

    Ancak şu "Yurtsever Vatandaş"a takıldım. Yazılarınızı okudum, tam sizi anlamaya çalıştığımda kendisi ile yazdıkları üzerinden temas edince bir anda "bu arkadaş ne diyor" duygusunu yaşadım. Yahu be kardeşim mecbur değilsin yazmaya, anlamadıysan yazma ama illa yazcakaksan neyi okuduğuna bari dikkat et veya biraz zahmete gir de araştır, işkembeyi kübradan sallama, hamidiye vapuru gibi de atma...

    Bu durum yeni olmamakla birlikte benim kendi akıl yürütmelerimi o kadar zedeliyor ki bunu yazmaya yeltenmiş oldum, kimse kusura kalmasın... Yalnız bu yeltenişin kastı onu yanlışlamak diye algılanmasın ben durumu anlamaya çalışmaktayım...

    Bu vatandaş niye yurtsever veya niye vatandaş kaptıramadım...Millet ve milletin değerleri çok muallak kavramlar. Bir örnek vereyim. Bundan birkaç sene önce uluslararası bir spor müsabakasında bizim yarışçılardan ikisi birinciliği ve ikinciliği paylaştılar... Müsabaka koşu yarışmasıydı... Artık kaç metreydi, yarışmanın adı neydi hatılarlamıyorum veya bilinçlatı bunu atmak istiyor, bilmiyorum... Ama sonuç uluslararası düzeyde iki Türk kadın atletin biribiri ardısıra inanılmaz başarısıydı... O gün bu yarışmayı dost ve aile ortamında rakı sofrasındaki keyfin yanına hepimiz bir ilave keyif olarak koyduyduk. Hiçbirimiz milliyetçi değiliz, bu tipte bir eğilime sahip olmadığımız gibi tümüyle de karşısındayız. Ama masamızdan kalkıp "hadi kızım" diyip, sonuçla birlikte biribirimize sarıldık, çok sevindik. Niye sevindiğimiz bir tartışma konusu olarak kalsın isterim.

    Gelelim sonraki mevzulara. Meğer bu bizi masadan kaldırıp hoplatan kızlarımızdan biri dopingliymiş, öğretmen olan diğeri de (belki diğeri değil kendisiydi hatırlamıyorum), öğrencilerini mehter marşıyla çalıştırıyormuş. Mehter'den keyif alıyorum vee karşı değilim de bu duruma yaslanan algının altındaki üçkağıtçılığı ne mehtere ne de başka bir milliyetçi duruşa bir türlü yediremedim. Yarışın son düzlüğünde heyecanla geçilmesini istediğimiz 3. gavur ise meğer hayır kurumlarına bağış yapan (üşennmedim araştırdım), hayvan sever, kendini sanat ve edebiyatta da geliştiemek çabasında olan biriymiş. Bir an için milliyetleri bir kenara bıraksak, üçkağıtla, dopingle başarı yakalayanın yanında mı oluruz, insana daha çok yaklaşanda mı diye düşündüm. Buna verdiğim cevabı burada söylemeyeceğim, siz kendinize sorun ve söyleyin...

    Ve nihayet yurtsever vatandaş, bizim istisnasız özgürlükten anladığımız bu dediğiniz nedir anlamadım. Millet ve milletin değerleri yerine insan ve insanın değerlerini millet değerleri halina getirmek doğru değil mi, bunu da sen anlamadın. Başın açıkmış, gidip içmişsin (yapma bence iyi bir şey değil), ilişkilerin olmuş (ne manada?), afferin. Kendini aydın ve kültürlü sanmamışsın iyi de etmişsin, canın istediği için yapmışsın ama bu yanlış olmuş. Yo yo senin aşağılandığın yok, böyle aşağılık duygularına kapılma rica ederim. İnsan canının istediğini değil, insani manada aklına uygun düşeni yapar. Ağzına geleni değil aklına geleni ifade eder, söylemez. Bilmem demişsin, anlatabildin mi... Hiç bir şey anlatamadın malesef. Otur sıfır sana...

    YanıtlaSil