18 Mart 2012 Pazar

Bekir

Cigaralığından ciğerine çektiği duman mıydı bu sözcükler, yoksa yeşil çimenle mavi göğe üflediği miydi?



"Bu kaltakla aynı mahallede büyüdük, Mevlanakapı'da. Babası zabıtaydı, alkolik hasta bir adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. Bu; anasıyla yoksul, perişan... Bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bir şeyler. Bir de Zagor vardı; bizim eski evin kiracısının oğlu. Babası filmciydi Yeşilçam'da. Cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte ama sevimli, yakışıklı oğlandı. Bizimkine aşık etmiş kendini. Ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. Öylece büyüdük gittik işte. Ne bok varsa, hep askerliği beklerdim. Dört sene kaldı, üç sene kaldı. Sonunda o da geldi, gittik... Bizde de herkes bunu bekliyormuş; gelir gelmez yapıştılar yakama: ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan… Nikâhlandık. İki taksi bir dükkân verdi peder; dükkânda koltuk moltuk satardım. Bir gün bu orospu çıkageldi. Hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. Böyle basma bir etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bir bluz, saçlar maçlar… Pırlanta anlayacağın. Şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. Kanıma girdi o gün. Tabii taktım ben bunu kafaya. Ertesi gün bir soruşturma; dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede ama asıl Zagor'a kesikmiş. Zagor da kaftiden içerde o sıra. Bir gün süslenmiş püslenmiş; zırt geçti dükkânın önünden. Yazıldım peşine. Tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs, otobüs, geldik Sağmalcılar'a; benim içimde bir sıkıntı. İşi anladım tabii; Zagor'u ziyarete gidiyor. Bir tuhaf oldum, piçi de kıskandım. Uzatmayalım, çaresiz evlendik ötekiyle. O ara Zagor içeriden çıktı. sonra bir duyduk; kaçmış bunlar. Altı ay mı bir sene mi; kayıp. Hep rüyalarıma girerdi orospu. O gün dükkâna gelişini hiç unutamadım, benimkine bile dokunamaz oldum. Sonra bir daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş Zagor; biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. Karakolda beş gün beş gece işkence buna, arkadaşlarının öcünü alıyorlar. Kaltağa da öyle… Önce öldü dediler Zagor'a, sonra komalık. Ankara'da oluyor bunlar. Bizimki bir gün çıkageldi mahalleye. Zagor içeride, en iyisinden müebbet. Bir sabah dükkâna geldim, baktım bu oturuyor. Önce tanıyamadım. Anlayınca içim cız etti. Cız etti de ne? Tornaya değmiş gibi oldu. Çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bir surat ama bu sefer başka güzel orospu; Orhan'ın şarkıları gibi. Kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı; dedi para lazım, çok para. Zagor'a avukat tutacakmış. İleride öderim dedi. Esnafız ya biz de, nasıl diye sormuş bulunduk. Orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. İçime bir şey oturdu; ağlamaya başladım, ama ne ağlamak… İşte o gün bir inandım bu orospuyla tam yirmi yıl geçti. Uzatmayalım, Zagor'a müebbet verdiler ama rahat durmaz ki piç! Ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyor. Orospu da peşinden. Sonunda dayanamadım; ben de onun peşinden. Önce dükkân gitti, ardından taksiler. Karı terk etti, peder kapıları kapadı. Yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. İş bilmem, zanaat yok. Bu durmuyor hiç: ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. Gözünü yumup yatıyor milletin altına. Gel dönelim diye çok yalvardım; evlenelim, pederi kandırırım, Zagor'a bakarız; yok. Kancık köpek gibi izini sürüyor itin. Ne yaptı buna anlamadım. Kaç defa dönüp gittim İstanbul'a. Yeminler ettim, doktorlar, hocalar kâr etmedi. Her seferinde yine peşinde buldum kendimi. Bir keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu; hamile. Beni abisiyim diye yutturduk herife. Nedense rahatladım, oh dedim, kurtuluyorum. Bu da akıllanmış görünüyor. Yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyor başka bir şey demiyor. Sinop'ta oluyor bunlar. Ben de döndüm İstanbul'a. Doğumuna yakın, Zagor bir isyana karışıyor gene, hemen paketleyip Diyarbakır cezaevine postalıyorlar. Çok geçmeden bizimki depreşiyor gene; o haliyle kalk git sen Diyarbakır'a, üç gün ortadan kaybol… Herif kafayı yiyor tabii. Dönünce bir dayak buna; eşek sudan gelinceye kadar. Kızın sakatlığı bu yüzden. Sonra çocuğu doğuruyor. Uzun zaman anlaşılmamış. ortaya çıkınca bir gece esrarı çekip takıyor herife bıçağı. Çocuğu da alıp vın Diyarbakır'a, Zagor'un peşine. Allahtan herif delikanlı çıkıyor da şikâyet etmiyor. Ben o ara İstanbul'da taksiden yolumu buluyorum. Epey bir zaman böyle geçti. Yine her gece rüyalarımda bu. Zagor'un Diyarbakır cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra. Bir gece bir büyükle eve geldim, hepsini içtim, zurnayım tabii. Bir ara gözümü açıp baktım; karlı dağlar geçiyor. Bir daha açtım, başımda bir çocuk; kalk abi, Diyarbakır'a geldik diyor. Baktım, sahiden Diyarbakır'dayım. bir soruşturma: Kale mahallesi vardır oranın; bi gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? Görünce hiç şaşırmadı. Hiç bir şey demedik. O gece oturup düşündüm. 'oğlum Bekir' dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. O gün bugün usul usul yürüyorum işte."

10 yorum:

  1. Cehaletimi mazur görün, ama bu hikaye Z.Demirkubuz'un "Kader" filmine ne kadar çok benziyor. Yoksa o mu?

    YanıtlaSil
  2. Estağfirullah efendim cehalet ne demek... Bekir aynı Bekir. Kader'de izlediğimiz Bekir'in gençliği ama bu Bekir'in daha ileri yaşlarında anlattığı hayatözeti. Masumiyet'ten; Haluk Bilginer'in ünlü tiradı. Tiradı video yerine yazayım dedim, bakalım okuyan çıkacak mı? Çıkmış, ne güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okuyan çıkar mı ne demek, zevkle okudum

      Sil
  3. içim cız etti, filmi izledim tekrar okurken... diren

    YanıtlaSil
  4. Aldı götürdü gene.

    YanıtlaSil
  5. Cüneyt Cebenoyan'ın güzel bir makalesi var Birgün'de. Kader ile Vesikalı Yarim'i karşılaştırmalı incelemiş.

    http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1186603294&day=24&month=03&year=2012

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle teşekkürler Cebenoyan linki için ama açıkçası Bekir'in kendine yazdığı kaderi, sadece babaya isyana ya da başkalarının ona yazdığı kadere karşı gelmeye indirgemek ne kadar doğru bilemiyorum. Aşk nerelere uçtu?

      Sil
    2. Bir Bandista şarkısıyla cevap vereyim :))

      http://www.youtube.com/watch?NR=1&feature=endscreen&v=zlp0eZxWUic

      Sil
  6. Hâlâ Cebenoyan'a katılmıyorum ama şarkı muhteşemmmm... Evet aşk bütün bunların hepsidir ama seçimlik/yönlendirilecek/tercihlere kalmış bir şey değildir, bence tabii ki :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk
      Şakaya dönüşebilir
      Yer değiştirmesiyle ş'nin
      Ve bir a eklemesiyle...
      (A.Behramoğlu)

      Sil